Fondan Şebnem Ferah - yağmurlar ile başıyorum. Yavaş yavaş bi sigara yakıyorum. Boğazlarımdan ritme uygun danslarla geçiyo duman. Gözlerimi kapatıyorum, Kafamı yaslıyorum geriye. Göğsümde bi sancı; sanki yaralı gibiyim. Maneviyatıma yüklü bi sızı. O kadar somut ki.. Düştü, düşücek bi damla gözyaşı, düşücek illaki düşücek..
Özlenen dosta bi demet sevgi ve biraz da hüzün. Mart ayını lanetliyoruz. Mart ayı soğuk, mart ayı kancık. Mart ayı yok.
Dışarı çıkıyorum bitmek bilmeyen sigaramla. Kafamı yıldızlara doğru kaldırıyorum. Cesaretim yok uzun süre bakakalmaya bi güzelliğe. Hemen eğiyorum tekrar. Düşücek o bi damla göz yaşı, düştü düşücek.
Sinirlerimi zorluyorum. Çeviriyorum kafamı sağa, sola, tekrar sağa, tekrar sola. Caddenin tam ortasında el ele yürüyen bi çift. Tekrar eğiyorum kafamı yere. Kısıyorum gözlerimi. Karanlık görüntü bulanıklamaya başlıyo. Dua ediyorum Tanrı'ya. Düşmesin o bi damla göz yaşı, düşmesin.
Epeydir ziyaret etmezken hastahaneyi, nerden çıktı ki bu özlem. Zaten doktorlar da kolumdaki sakinleştirici iğnelerinin izini, eroine bağlicak kadar şüpheli bi tavırla bakıcak kadar haklı. Çünkü gözlerm, altarı morarmış bi şekide küfür ediyolar baktıkları her şeye. Bir ona korkak, bir ona çekingen.
Eve gelip, yatağıma uzandığımda rüya görmüştüm. onu kan ter çinde uyanmak olsa da bu trajedi, drama tarzı rüyaları severdim. Uyanmak istemedim ama elimde değldi her zamankinden olduğu gibi. Düşmedi ama o bi damla gözyaşı, düşmedi.
Ellerim, saçlarımı çekmeye başladığından beri pek aram iyi değil vücudumla. Yanmıyor canım, acımıyor işte. Ne bir kesik, ne bir darbe, ne de br yanık. Neden tepkisiz? Anladım ki; hiç bir şey benzemezmiş yürek kanamasına. Düşmesin o bi damla göz yaşı, n'olur düşmesin. Düşerse eğer, nefesim de terkedicek beni. Bir kez daha ağlarsam, kaldıramicam yokoluşlarının gafletini. Düşmesin, n'olur düşmesin.
Zaten ben o'na koşarken yaralanmıştım. En çok kanı o'na koşarken dökmüştüm. Kaybolmuştum, ağlamıştım, üzülmüştüm. Ne gerek vardı bu kadar mazoşist olmaya?
Düştü o bi damla gözyaşı, düştü işte.
Haklısın; Bileklerimi kesseydim bu sözlere mana hücum ederdi..
Özlenen dosta bi demet sevgi ve biraz da hüzün. Mart ayını lanetliyoruz. Mart ayı soğuk, mart ayı kancık. Mart ayı yok.
Dışarı çıkıyorum bitmek bilmeyen sigaramla. Kafamı yıldızlara doğru kaldırıyorum. Cesaretim yok uzun süre bakakalmaya bi güzelliğe. Hemen eğiyorum tekrar. Düşücek o bi damla göz yaşı, düştü düşücek.
Sinirlerimi zorluyorum. Çeviriyorum kafamı sağa, sola, tekrar sağa, tekrar sola. Caddenin tam ortasında el ele yürüyen bi çift. Tekrar eğiyorum kafamı yere. Kısıyorum gözlerimi. Karanlık görüntü bulanıklamaya başlıyo. Dua ediyorum Tanrı'ya. Düşmesin o bi damla göz yaşı, düşmesin.
Epeydir ziyaret etmezken hastahaneyi, nerden çıktı ki bu özlem. Zaten doktorlar da kolumdaki sakinleştirici iğnelerinin izini, eroine bağlicak kadar şüpheli bi tavırla bakıcak kadar haklı. Çünkü gözlerm, altarı morarmış bi şekide küfür ediyolar baktıkları her şeye. Bir ona korkak, bir ona çekingen.
Eve gelip, yatağıma uzandığımda rüya görmüştüm. onu kan ter çinde uyanmak olsa da bu trajedi, drama tarzı rüyaları severdim. Uyanmak istemedim ama elimde değldi her zamankinden olduğu gibi. Düşmedi ama o bi damla gözyaşı, düşmedi.
Ellerim, saçlarımı çekmeye başladığından beri pek aram iyi değil vücudumla. Yanmıyor canım, acımıyor işte. Ne bir kesik, ne bir darbe, ne de br yanık. Neden tepkisiz? Anladım ki; hiç bir şey benzemezmiş yürek kanamasına. Düşmesin o bi damla göz yaşı, n'olur düşmesin. Düşerse eğer, nefesim de terkedicek beni. Bir kez daha ağlarsam, kaldıramicam yokoluşlarının gafletini. Düşmesin, n'olur düşmesin.
Zaten ben o'na koşarken yaralanmıştım. En çok kanı o'na koşarken dökmüştüm. Kaybolmuştum, ağlamıştım, üzülmüştüm. Ne gerek vardı bu kadar mazoşist olmaya?
Düştü o bi damla gözyaşı, düştü işte.
Haklısın; Bileklerimi kesseydim bu sözlere mana hücum ederdi..


