BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

4 Mart 2010 Perşembe

Üçyüzyedinci Mektup.

Bir süredir kendime ulaşamıyorum. Bugün evimdeki her şeyin yerini değiştirdim. Ve sana kurşun kalemle yazmaya başladım mektuplarımı. Yanıma bir sürü silgi aldım. Rengarenk. Saklamaya çalışıyorum işte kendimce kendime bile itiraf edemediğim yenilgimi. Renkler örtmeye yeter mi bir insanın utancını? Ben kırmızıyı güçlü, siyahı saf sanırdım. Şimdi anlıyorum sanırım kırmızı beni hiç gizleyememiş. Ve en çok bana yakışmış hüzünle harman edilmiş bu utanç.


Nostaljik gülüşler ve acılar hediye ettin bana. Yani pek farkın yoktu annemle babamdan. Sahiplenirsin sandım. Yanıldım, her yanılışta daha da kanadım. Ama tekrar inandım. Bak hala inanıyorum. Belki bana annemden daha çok yakıştı ağlamak. Ama sevgilim, emin ol babamın üstünde durduğu gibi duymuyor sende ihanetin giysisi. Çıkar onu lütfen.


''Kurtuluşun yok, mahkumsun bu ilaçlara'' demişti doktorum. Ve bu yüzden tüm çevrem düşman sana. Zaten çevre dediğin nedir ki? Matematiksel formülü olan kavramlara inanmam ben. Sana bu yüzden inanmıştım. Hiç bir dilde, tarihte, sayılarda, sözlükte, ansiklopedide tanımın yok senin. Belki de haklı doktor. Şizofrenleşen bi bedene iki kişilik aşkın ağırlığı fazla gelir. Ben benden başka kimse yaralansın istemiyorum. Acını bile bencillikle taşıyorum. Yoo, söz vermiştim sana, ağlamıyorum.


Her kriz adınla başlıyor. Hayata yüklediğim tüm suçlar benim. Ben bir katil olabilirim. Ya da kendini lodosa teslim etmiş bir şair. Ama karanlıkta da görebilmenin bir yolunu bulmalıyım. Işık açığa çıkarıyor tüm pisliklerimi. Ben daha fazla kaçıyorum bulunduğum yerden, her defasında sığındığım oluyorsun. Bilmiyorsun, en fazla şairler aşıktır aşka ve katiller en fazla kendilerini öldürürler başka bedenlerde. Tüm suçları aşk yani. Sadece basit bir kelime; ''aşk''. Hadi sen de karala benim için iki üç satır.


İyi şeylerden bahsetmek istiyorum sana. Hep iyi ve sevdiğin kadınlar kadar güzel şeylerden. Yüzün gülsün istiyorum. Ne bir gerçek bırakıyorsun bana ne de bir yalan bulabiliyorum seni avutacak. Sakat kalıyor kelimelerim notalarını duydukça. Meğer ne çok canımı yakıyormuş sustuklarımı anlatmaya çalışmak.


Bir gün rüzgarların ve yağmurların bile silemeyeceği bir kriz bırakacağım sana. Bakıp beni hatırla istiyorum. Göremediğin, duyamadığın, anlatamadığım, bu yüzden milyonlarca suç yüklediğin bedenimin bedelini öde istiyorum. İşte bunun için yazdım sana üçyüzyedi mektubu. Sen unutsan da tarih asla unutmaz gözyaşlarımı şu saatten sonra.


Anlamıyorsun. Boğuluyorum. Zaman inatla koşan bir at gibi. O kadar hızlı ki durduramıyorum. Gece nöbetleri tutmak istiyorum hep. Doğmasın güneş. Seni başka rüyalara uyandırmasın gün. Tarih eskitmesin bizi. Sigaram hiç bitmesin. Bunları yapabilcek bir kahraman arıyordum senden önce. Tam buldum dediğimde gördüm. O sadece beni uzaktan görüp kendine kurban seçen bi militanmış. Sakla onu ellerim. Sakla kalbimi ellerim.


Mahkemeler neden yargılamıyor beni? Senin için milyonlarca insan öldürdüm. İnanmıyorsan gel ve gör. Kanları burnumdan akar her gece. Benim kadar deli olamaz hiç bir katil. Çünkü ben bir militana aşık oldum. Baştan defoluyuz yani. Kaderin en büyük hatasıyız. Yolların en büyük pişmanlığıyız. Uyut bizi ellerim.


Şimdi bu odada, Ankara'nın boğaz yakıcı havasıyla sana veda edemem. Daha bitmedi ki sözlerim. Daha doymadım ben ağlamaya. Kalkmıyorum sofradan. Hadi bana bi parça daha keder uzat. Biraz daha doysun karnım. Çok istersen gitmemi, bir parça daha aşk ver sadece. Yeterli..


Yazmak ne kadar yorar insanı? Kelimelerim de takatimden çoksun fazlasıyla. Beni dürten aşka söyle, yazdırmasın daha fazla. İstemiyorum aslında kör kelimeler kusmayı. Canım yanıyor. Boğazlarım acıyor. Burnum kanıyor. Anlasana. Ağır geliyor. Kaldıramıyorum. Omuzlarıma vurma nolur. Seni çok seviyorum.


Bir gün karşıma çıkarsan yeniden sakın susma. Bende yok sabırdan zerre. Bütün hepsini tükettim sende. Çıldırmak istemiyorum karşında acizce. Sokaklar da gayet iyi sır tutabiliyor. Onlar da halden yoldan yolcudan gözyaşından anlıyor. Sen sakın susma. Onlar beni çok iyi gizliyor. Onlar her şeyi görüyor. Beni yükselttin, göklere çıkardın ve birden asvalta fırlattın. Doymuyorsun değil mi? Hayır git diyemem sana, kal yanımda. Ama bak sokaklar bile ağlıyor halime. Sakla bizi gözlerim. Sakla..


Son nefes ! Geleceğimi gördüm. Bir ilah gibisin bana. Bir babama bir sana güvendim hayatım boyunca. Bu yüzden fazla haktanıdım canımı yakman için. Ama bir sonu var muhakkak her şeyin. Babamın sonu gibi olmasın seninki nolur. Neyse. Devam et sen. Nasılsa gölgesi yok acımasızlığın.


Ben bitiyorum bu gece daha da. Değişiyorum. Senden daha fazla yıprattı beni Ankara. Çünkü burda hiçbir gün yirmidört saat etmiyor! Söylemiştim ya zaman çok hızlı koşuyor.


Yarın sokağa çıkacağım. Gözlerim yeşil olacak yarın. İlk defa sana baktığım gibi bakacağım şehre. Caddenin ortasında oturup seni anacağım. Yarın güzel olacak. Ama yarın.. Hep yarın..



Sen hep iyi kal, dokunmasın hiç bi söz kalbine.