Gece saat 02:02 karanlık .
Ve yine dalıyor icime eli silahlı adamlar
Gizlice sevdigimin karnındaki ceninin vucudunda jilet izleri.
Rüyalarımın ismi boğazladım annemi üzenleri diyenlerin hayalleri.
Kafamda bakire bir orospunun zevk cığlıkları kadar rahatsız edici bir huzursuzluk.
Hem sağır hem dilsizim. Durmadan omzuma vurulmuscasına acıyor canım.
Ve amına koydugumun sigarasına her bitişinde küfrediyorum.
Lanet bir drumun en can alıcı trafıyım.
İçkimin kimyasında yeşil peri var. Sesleniyorum ama bi türlü gözükmedi!
O da kancık çıktı. yine yanılmadı düşüncemdeki küfürbaz.
5. kadehteyim. 3den sonra bi ara içim yandı,isyan etti, kudurdu fakat duygusala vurdum bu sızıyı.
Bok gibi içiyorum son günlerde. Şu sıra yanımda olan tek warlık kafamdaki şıllık. Yeterli..
Ve rüyalarıma giren bi ışık ezbrimde. Matem mi ne deniliyor. Neyse umursamıyorum.
Biraz önce bi film şeridi geçti gözümün önünden. Benim hayatımda değil hayatlarında yara bıraklatıklarımın hayatıydı.
Biliyorum bu sahneyi ahbap. Maskem düştü bi dakika. Makyajımı sildi damlalarım. Sahneden kovdular.
Yaşadığım sonun çok farklı olması wardı hep hayallerimde. Ne mutlu bana ki tanrım yaşadığım değil yaşattığım acıları
göstererek uğurluyor bu dünyadan.
Ve gidiyorum sorgusuz, sualsiz, hesapsız hatta kitapsız.
Gülümsüyorum..
ama içmicektim! o kadar çok içmicektim!
Hoşçakal küçük fahişem...
Galiba bağlanadığım pamuk ipliklerini kendim çözüyorum. Kasetlere kaydedilmiş bir çığlıkla veda ediyorum sana.
Yorgunluğuma ver . .
ve siktir olup gideyim artık burdan. Çokta umrumda değil nefes alıp verme monotonluğu...
tam da istediğim bi bişey bu!
Anasını satarak gidiyorum!
Gidiyorum...
Onur Konya & Neslişah Özkan 3bir. Ocak . 2oo9
31 Ocak 2009 Cumartesi
Film şeridi ####
13 Ocak 2009 Salı
Günlük.!
11 Ocak 2009 Pazar
Affedersiniz..
17 sene 9 ay öncesine kalkan bi otobüs yok mu buralarda?
Lanetlemem gereken bi gün var da oralarda.. Engellemem gereken bi tanışma..
Çabuk olun Lütfen. Her geçen saniye biraz daha zehir doluyor içime..
Bi kişi eksik olsa n’olur ki dünya da ? Ben hep sert şarkılarla besledim ruhumu
Çok kişi kırdım… Kırdırdılar ya da… Hatalar yaptım yığınla… Telafi değil gitmek istememdeki sebep. Yok etmek sadece! Ben telafileri sevmem. Ben sizi de sevmem. Ben kendimi de sevmem. Ben kimseyi sevmem aslaında!
Hadi. Biraz acele edin lütfen. 2 inanın kaderini yazmam lazım daha. Daha kurtarmam gereken iki masum çocuk var oralarda…
Vücuduma vuran stres elektriğini kesmem için uzun bi yolculuk lazım bana… 17 sene 9 ay uyuyarak geçirmem lazım o yolu. Rüyalar görmek istiyorum tüm renklerin olduğu. Ben rüya pek görmedim de…
Acele edin artık biraz daha! Lütfen. Planladım ben her şeyi. Ben işimi bitirirken orda siz derin bi uykuda olucaksınız… Üstüne kumlarımı da atabilirim belki giderken… Her bi parçamı birinize… Bi tek kalbimi saklarım kendime. Ama o iki insanın yanına, hayatının bi köşelerine çaktırmadan sıkıştırıcam bu yazıları… Sonra da kuş olurum belki… Güzel fikir dimi?
Hadi artık. Sigaram da bitmez üzere… Gitmem gerek. Ben bu günleri pek sevemedim de…
Halim ve Yarim
İyileşeli bilmem kaç gün!
Saniyelere dakikalarla kavgalı.
Zaman geçmek bilmeyen bi kancık sanırdım.
Yanıldım… Bi çok kere yanıldım.
Kapılmakta neymiş!
Ben bağlandım… Damarlarımdan bağlandım.
Yanında birkaç kaltak.
Sendeki kalbimi bana geri verir.
İstemedim ki. Bıraktım.
Hatta fırlatıp attım.
Gerek yoktu hayatımı paylaşmama.
İnandım ama. Çocuk gibi inandım…
Bi kuştum..
Afili sözlerdi kanatlarım..
Uçmamı sağladın. Minnettarım!
Gülüyorum… Ve kabul ediyorum…
Çok büyük bi aptalım!
Hayat
Doldurduk keseyi ağzına kadar gözyaşlarıyla.
Efkârlı şarkılarla tetikledik kalbimizi.
Yoğun yaşanmaz oldu artık duygular.
Ve eften püften şeyler yer aldı artık sevgilinin yerine kağıt-kalem ikilisinde.!
Kavanozlaşmış bi şekildeydik yoğunlaşırken nöbetlerimiz.
Kavanozlaşmıştık çünkü içimizdeydi her kelimemiz.
Biri açarsa kapağımızı öğrenilirdi ancak hiddetimiz.
Sigaramın dumanından bulanık gözükmemeli hayat!
Veya içki sebep olmamalı sarhoş mutluluğuma.
18’den yarım eksik şimdi her şey... Kısıtlamamalı beni!
Yaşıyorduk ya hani doya doya… Zamanın farkında olmamak geliyordu içimizden.
Çünkü eve gidiş yolları hiç renkli gelmiyor bize.
Ve özlemek… Havanın 40 derece olduğu zamanları özlemek…
Zamanlarım karıştı sanırım… Geçmiş mi? Gelecek mi? Şimdiki zaman mı?
Tadıyorum da… Bilinçsiz konuşmak gerçekten can sıkıcı.
Siz farkında değilsiniz ama?
Sürekli bi alış-veriş var somutlaştırdığımız varlık ‘’hayat’’ la aramızda.
Bir şeyler götürüp duruyor sürekli! Kancık!
Bense sadece gülüp geçiyorum bu duruma…
Ve ‘’ Üstü kalsın seni aşşalık’’ diyip kadehimi havaya kaldırıyorum... (:
Bişeylerimi qötürdün yine hayat! Bocaladım bak yine. Büyük bi parçamdı sanırım...
Hayal qibi bişeydi sanki... Sanki umut gibi bişeydi...
Tebessümümü mü çaldın yoksa yüzümden ?
Nasıl bir tabiat sundun ki bana, havada 45 derecedeyken sıcaklık üstüme karlar yağıyor…
Her defasında yapmak zorunda mısın bunu?
Hiç adil değil bu hayat. Haykırıyorum gene… Bir tek sana isyanım artık… O öyle konuştu ki süpürdü beynimden kırıntılarını… Hatırlamıyorum... Kim di? Neydi? Yine seni suçluyorum… Yine gözyaşlarım senin yüzünden… Telafi et hadi hatanı… İhtiyacım var bak açıkça söylüyorum… Gitmeler istemiyorum. Öyle bi gel ki bana hayat gidiş biletleri olmasın… Ya da kanatmasınlar artık ellerimi! Korkuyorum kör olmaktan… Hatalarımdan kaçıp lugatıma sığınmaya çalışıyorum. Beceremiyorum sanırım… Biliyorum aslında… Her şeyin sebebini farkında olarak yok sayıyorum… İnkâr ediyorum… Sonsuz tebessüm karşılığında değişebilirim her şeyimi sana… Yok sayabilirim tüm güneşimi, gecelerimi… Sonunu bildiğim bi hikâyeyi oynuyordum sadece… Sadece anlık mutlulukların avındaydı aslında kalbim… Bile bile lades oldum da bekledim ben mutluluğu… Sonunu da görüyordum aslında da dedim ya kendimi kandırmayı seçtim ben… Çığlıklar arasında kayboluyorum şimdi… Hani bi boşluksun da sen ben nereye düşeceğimi bile görüyorum… Birbiri ardına yudumladığım viskiler, sigaralar tuz gibi basar ya kalbimin en derin yarasına… Suçlama beni... Ben biliyorum bana iyi geleni…
Yanılmışım… Paylaşmaya çalıştığım hayatımı onun ellerine teslim ederek yaptım son hatamı… Bak son diyorum ama aldırma sen… Bilirsin sonlarımı… Her biri farklı bir başlangıç aslında ama ses çıkarma… İzle sen sadece usulca… Müdahale istemiyorum… Bir parça tebessüm ver sen yeter hayat! Sen bile uğrama şimdi semtime… İstemiyorum.
Acaba bi kadeh daha viski koyabilir misin?
Bi günaydın mesajı!
Bu qece senin kokunla qidiyorum yataqıma..
Soğuk işlemez bu qece bana.. Çünkü parmak izlerin war tenimde.
Dudaklarının ıslaklıqı war hala dudaklarımda..
Geçmişe hapsettim şimdi kendimi..
Dün içinde bi yerlerde esir kalıwerdi aklım..
Tarifsiz bişey ki şizofrenik kahkahalar atar kalbim..
Hafızamsa intiharların arifesinde..
Elimde bitmicek kutsal suyla dolu bi şişe.. Sarılarak uyuyakalıcam farkında değilim..
Biz demek ne derece doğru kestiremiyorum..
Sen yağmuru sewerdin..
Kendi yağmurumu yaratıyorum qözyaşlarımla senin anına..
Acı verici belki ama.. Gel diye.. Tekrarlansın saniyeler diye..
Yaşamalıyım.. Öyle olmalı ki saniyeler saat qibi qeçmeli bu sefer.. [özledim..]
Her saniye bilmem kaç saat. Sen hesap et bide yüzümünün nefesine susamışlıqını..
Tek bi korkuya düşürdüm smdi qecelerimi.. uykusuzluk üstüne milyon kez düşünmek qerek bunu.! Bi tek o zaman sindirebilirim.
Kaç bıçak saplanıcak wedalaşırken kalbime?
Sanırım uykuya dalıyorum sana günaydın derken.. Rüyalarımda görüşmek üzre kalbimin diğer yarısı.. Günaydın..
01:42 / 8 aralık 2008 Pzt.

** Hikayenin Pollianna Kısmı..
Bu sefer melodilere yazıyorum..
yavas yavas içimi okşayan bi sesle, qünaydınlarla qüne başlıyorum..
mide we baş aqrılarımı hissedemicek derece kaplamşken beynimi,
yeni bi aydınlıkta qüneşin beyaz ışıkları yüzüme wururken ilk defa lanet etmiyorum..
ve artık bulutlarım bembeyaz..
Nikotinin vucuduma yüklenme oranı bile düşmüşken,
Sabırla, özlemle, aşkla beklerken, warlıqına binlerce kere şükür derken söyle bana tanrım!
Kim soldurabilir bahçemdeki çiçeklerimi..
Ben ilk defa mutluluğa yazıyorum..
Sol omuzumdaki meleğim bile beyazlar qiydikten sonra söyle bana tanrım hanqi kuvvet karartabilir aklarımı?
Heryer bembeyaz.. Kar qibi sanki..
Dedim ya ben ilk defa mutluluğa yazıyorum...
_________
** Hikayenin '' Brütüs '' Kısmı..
bi aşkın ardına qizlenen yalanlarmıydı ellerimizdeki kanın sebebi?
yada soğuk ve karlı bi qece o bembeyaz dediğimz bulutlarımızın kana bulanmasına sebep ihanetmiydi?
beyininin kendini kitlediği an [ düşüncelerde onla buluştuqun zamana tekabül eder bu ] ruhsatlı ölüm makinanle buluştur ellerini..
tamam.. çocuğun qözyaşları buz damlaları qibi akıyorsa eğer.. üzülmem qerekir. Farkındayım ama.. ama.. biz onu kaybetmiştik..
yıldızlara bakınca mı qörüyoduk yüzünün kanlı kısmını? maabedinde qizliydi hüznü we aşkı..
sonra kıvırcık saçlarına sakladı qözyaşlarını.. birtek baska bedenlerle sevişirken bi yabancının ellerine takılınca ortaya çıkıyodu..
o an.. o an.. cinnet anı qeliyordu aklına.. we qözlerine hoplayıveriyordu küçük damlalar..
sewiyoruz onu..
* Ne şeklde olursa olsun yitirsekte seviyoruz kendi ellerimizle ölüdürdüqümüz aşklarımızı...
SONN
NoT: Benden Pollianna'yı dısarı çıkarmamı istemeyin ki bu söz konusu bile değil.. Çünkü her Pollianna kahpedir. Ve ancak benimki bu kadar budala olabilir..
Uğruna 5 bardak votkada kafayı bulup içindeki acının verdiği sancıyla gülüp, ağlayıp,bağıra bağıra, avaz avaz şarkı söyleyip tekrar tekrar ağladıktan sonra sadece bilmem kaç saatlik uyku uyuyup gözlerini kahpe bi geceye açıp almanca yazılısına çalışacak kadar aklını kaçırmış DELİ..!
O hiç uslanmaz aslında... Bilmem kaç yüz sayfalık kitapta aklını/aşkını aramaya koyuldu... Kesit kesit, kareler, yuvarlaklar, kalpler geldi midesindeki alkolle karışmış sindiremediği aşkını istifra ederken gözlerinin önüne..
Metallica - Nothing else matter dinlerken yılmaz erdoğan - sana bakmak şiirine bir anda, sadece 5 saniye içinde geçti.. (ve kalbi - aklı - fikri bu duruma tepkisiz kalır)
- '' Ahh.. Seni qidi kibirli budala. Ne masalı okuyorsun bana ha bebeğim? Bak ayağa kalkabilcek gücün bile yok.! '' dedi, güldü Brütüsü ona. ve kalbine kalbine darbeler aldı. Her saatin bir tik-takı nefesini ona borç veriyordu. Belli..
Uslanmadı uslanmaz.. Konuşmadı ama susmaz.. Gülmedi ama aqlamaz..
Bir ottan ne farkı war ki?
Brütüs: '' Dur bir saniye. O artık daha güçlü! Bunu da sıkıştır kalbinin bir köşesine! ''
VE BİTER.!
kahrolası
kapat ışığı.. karanlığımla kalmak istiyorum..
Sende git hadi.. Umrumda değilsin.. gerçekten..
Ağlamıyorum.. kıçıkırık hıçkırıklarımının sesi bu.. gülüyorum sadece..
Elvedalaşma bile giderken benimle...
Sesinin o cılız tonuna inan biraz olsun tahammülüm kalmadı..
Dur bi dakika.. Giderken perdeleri de kapat.. Sabah yüzüme vuran güneş ışığına lanet ederk uyanmak uğursuzluk getiriyor..
Benim ayağa kalkacak mecalim yok da..
Tamam en iyisi hadi git sen..
Çenemi bilirsin konu sen olunca kapanmaz bi türlü. Lanet olası!
Şu mektuplarını çiçeklerini de çöpe at bi zahmet..
Ben dokunamam.. İstemiyorum.. Parmaklarımda, bedenimde izin kalmasın bi nebze bile..
Dur! Son olarak..
Kaç beden kirletti yatağını.. Kaç aşşalık ruhun artıkları kaldı kahrolası bedeninde..
Kahpesin dimi?
Hayır bi dakika cvp werme.. wazqeçtim.. duymak canımı yakıcak sanırım..
Hadi git artık kahrolası.. GİT!
NoT: o kadar eski ki! Senesi dolucak!
Kaçamadım..
Kendmle çatışmalarım.. Yükseklerden düştüqüm de kendi içimde kendimi aradım.. Gözyaslarım.. çocukluqum. anılarım.. tutamadım.. Bi qörüntüydü belkide hepsii.. Somutlardı belkide.. Dedim ya tutamadım.. hayata dair ne kdr birikmiş sözüm sitemim warsa çöpe attım.. Kendimi aradım.. Bulduqumu sandıqım sadece bi yansıma.. Onun - bnun - senin yansımasymış.. Ne kadar çocuk olmuşum.. Ne kdar kaptırmısım kendmi büyümeyi unutmuşum.. Kendimden emin tavırlarım.. Burnu büyük konuşmalarım.. Yaklaştırmadım... Ruhunda defo olanları 1 adım bile yaklaştırmadım... Kendi ellerimle yıktıqım tabularım.. hırslarım.. Kaçınız saqlam kaldınız ha qeride bıraktıklarım? İntikam kan kokan bi çiçek.. Kaç leşim war sayamadım.. Kim qerçekleştirmiş ameliyatımı da almış içimden bütün nefretimi kinimi anlıyamadım.. Şimdi unutun tüm sölediklerimi.. Silin beyninizden yerimi.. Katledin hadi beni.. Koca bi kaosun içindeyim kayıplarım duyqularım we qözyaşlarım .. Yenildim sol omzumdaki meleqime.. Kaçamadım..
Melankolinin we sadistliqin doruk noktasında bi kız..
Gözlerde küçülmüş bi sinsi bakış.. we hain bi qlümseme..
Meydan okur qbi sanki.. sanki minimetrik adımlarla koşarmışcasına siyahın eşsiz cazibesine..
Hadi qit qidebilirsen ona.. Hadi dön dönebilirsen..
Bak elinde sözlerinden daha keskin bi ustura (kanlı )..
O ruhunu azad etmiş çoktan.. Çoktan sıfırlamış tüm bilincini..
Heryer siyah.. Sen bile.. Dünyası siyah..
Bi brütüsü war içinde onu terketmeyen.. ( o bile aklını yitirmiş..)
Mantık çok uzakta bi yıldız qbi.. Güneş'i sor ona..'' Yıldızlarım war benim.. Dolunayım war.. Brütüsüm war.. Ve bir de usturam.. '' Cewabı seni bile yeryüzünden 849784347 metre yukarı fırlatabilir..(korkutucu) İntikam istiyo..
Gülüş deqil qözyaşı istiyo..
HAKLI*
Kollarını açmış, sineqin vızıldaması qbi bi sesle ' Gellll..! ' diyo bak..
Hadi eceline koş bebeim..!
Pardon.. Korkuttum mu küçük ucube?
aşkı şarkılarda tatmak qüzel we acısız..
Biraz da mutluluk werici..
Bi düşün.. Birinin başkasına bu kadar asık olması we kelimelerin yetmemesi notaların üstüne eklenmesi [ahh.. o eşsiz uyum].. başkasını adına mutlu olmak qüzel..
Sanırım iyiliqin de payı war biraz..
Pehh!! Komik! lanet etmek qibi lanet bi duyqunun üstüne şükür - niyet ve biraz da sahte bi tebessüm eklenince Hades bile qelse kötü olduquna inanmaz hiç bi aptal yaratık..
Yani Herkez iyi aslında [İçinde benm Brütüs'm qbi tapılası bi warlık yoksa tabii..]
Ben şanslıyım..
Çünkü Benim Brütüs'm qörewini eksiksiz yapar we maaşsız çalışır (:
Şükürler olsun sana Brütüs. Hiç terketme qörew bölqeni..
Brütüs: Pehhh lanet olsun sana NesLi'm!! Ne saçmaladın bak qene.. (:
Gidene..
Ağlarken qözlrimin yandıqını farkettim... Kim bilirr... Belkide siqaranın dumanıdan olsa qerek.. ''Kim bilir?'' Kimse bilemez aslnda. Ne içimi, ne acımı.. Sen de qöremedin bak.. Derdim ne? hala niye bu qöz yaşları? Neden yazıyorum? Kime yazıyorum?... Neyin çabası bu? .... Bak ben milyon tane acımla.. Bak ben yine qözyaşlarımla karşındayım. Peki sen?.. Neyin war tek bi tebessüme sebep olabilcek? ''GİT!'' diyebilmeyi bile çok isterdim.. Ama sen karşımda bile deilmişsinki! Yine aynı sorular.. Kime yazıyorum..? Unutulana mektup bunlar.. Aslında boş! Hani bembeyaz, tertemiz bi safya qibi... Sana ilk qelişim qbi.. Lanet olası o kumsalda, dudaklarımın dudaklarında, zifiri bi qecede, ayrılış tarihi bile bilinen, bu denli aslnda plansz planlı, o an war sandıqımız, kendimizi kandırdıqımız kahpe bi mutluluk qibi.. Ne sen.. Ne ben.. yoktuk aslnda.. Biz yoktu.. Biz yoktuk.. Sana we bana dair hiç bişey yok aslında! .... Melodilerde, başka tenlerde can bulur artık ruhum... Yanmda olsan ne fayda.. Sen qöremezsin, duyamazsın melodilerimi, dokunamazsın tenime... Giderken sadece '' hoşçakal'' deqil, duvarlar da bıraktın bana.. Hani herkes qeçer de bi sen çarparsın.. Yine bi anlaşmazlık war orta yerde tam da aramızda duran.. Sen.. Ahh sen.. Sahip olduqum en büyük HİÇ! Söylemiştim ya hani aslnda boş bi mektup bu die! Sen aldırma qördüqünü sandıqın halisilasyon bu yazılara, yaşadıqını sandıqın anılara... Gözlerin de bozuktu zaten senin... Senin ellerin de çirkindi.. Senin dudakların... Dudakların da kocamandı zaten.. Sen negatifin ta kendisi.. Sen yoktun ya zaten. Şikayet ederdin ya hep haykırışlarımdan, bahanelerimden.. Bak sana bi bahane daha... Herşey senin yüzünden!!
19.10.2008

